Doğayı oldum
olası çok severim. Bu sabah kızlarımın spor dersleri için yine Fenerbahçe’den
yola çıkıp Ömerli’de bulduk kendimizi. Bambaşka bir hava, tertemiz, serinliği
bile farklı. Ne iyi ettik de kızları şehir dışında bir okula verdik dedim. O
sırada küçüğüm sanki aklımı okumuş gibi döndü ve bana “anne okulumu çok
seviyorum” dedi. İşte ohhh çektiğiniz anlardan biri bu. Başkası adına
verdiğiniz kararın o başkası tarafından minnetle onaylanması. Ağaçlar, çalılar,
gölet derken minnet duyacak ne çok şey olduğunu düşündüm. Ve bugün İnsana Güven Akademisi hakkında yazmaya karar verdim.
Geçen sene kurs,
atölye ve eğitim bağımlılığımın bir sonucu olarak, koşu bandında youtube’da
Metin Hara’nın konuşmalarını izleyerek gitmeye karar vermiştim. İyi ki de
vermişim. Bu güne kadar gittiğim en güzel çalışmalardan biri oldu (inanın bana
az buz gitmedim). Metin’in hayata bakış açısını, pozitif algısını
dinleyicilerine aktarma samimiyeti ve hala süregelen öğrenme çabaları, düşüp
kalkmalarını paylaşım tarzı beni gerçekten büyüttü. Evet, büyüttü diyorum çünkü
baştan yaratmadı, bir çoğu bildiğim zaten uyguladığım şeylerdi ama bu derece
benimsememiştim. Benimseme cesaretini verdi. Demek buna ihtiyacım varmış dedim.
Eğitimlerde konu
ne olursa olsun kişinin aldığı her daim kendine özel ve kendiyle sınırlıdır
diye düşünüyorum.
İnsana Güven çatısı
altında aldığım dersler sürecinde herkesin kendi ihtiyaçları doğrultusunda
farklı boyutlarda geliştiğini gördüm. Bizim dersler sırasında Metin Hara’nın
ilk kitabı çıktı. Aşkın İstilası – Yol elbette hepimiz koşup aldık, ama itiraf
etmeliyim içeriğini gördüğümde gerçekten şaşırdım. Derslerde verdiği bilgileri
birebir aktarmıştı. Ve bu durumdan çok mutluydu. Gerçekten fark yaratmak
isteyen bir insan ve nihayetinde sadece bir insan. Bunu sık sık söylüyor. Beni
gözünüzde büyütmeyin hepiniz bu hayatta ustasınız, yeter ki unuttuğunuz
ustalığınızı tekrar keşfedin diyor. Bunu söylediğimde mütevazi bir kişiyle
karşılaşacağınızı sanmayın, özellikle terslemeleriyle ünlü ama dert değil onu
anlarsanız öyle de kabul edip sevmesini biliyorsunuz.
Kısaca
karşınızdaki kim olursa olsun beklentiniz kendi çapınızda olmalı. İnsanın bazı
şeyleri gerçekten kendi keşfetmesi ve benimsemesi gerekiyor. Bu günlerdea
hayatın kendisine bir göz kırpmasına ihtiyacı olan bir arkadaşım var. Elinde
Metin’in kitabı, değişen bir şey yok. Neden, kitaptan mucize bekliyor. Öyle her
yerde herkese ‘mucize senin içinde’ diyemiyorsunuz. Söylediğiniz şeyin o kişi
için anlamlı olması lazım. Bazen zaman lazım.
Nazlı Ayça Özkarahan

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder