26 Şubat 2016 Cuma

AİT OLDUĞUM YER

sahildekikız
Yıllar öncesinden bir fotoğraf aldım elime, Rana’nın bir yaşı civarı, pek zayıf gördüm kendimi. Oysa o zamanlar pek hayıflanıyordum. O günden bu zamana birçok şey değişti, geçen dokuz yılda hayatımın bir önceki otuz yılına nazaran daha çok spor yaptım, daha çok rejim yaptım, sonra bir an geldi hiç kafaya takmadım. Geçen kış siz hormonlar deyin ben hareketsizlik, acayip bir kiloya ulaştım. Hamilelik kilomu aştım o derece. Sonra yaz geldi. Amannn kafaya takmayacağım, herkes manken mi olacak bahanesiyle (şahane bir bahanedir bu) plajda hamburger, yanına soğuk bira akşam kızartma takıldım. Fakat geçtiğimiz yıllara göre hayatımda bir fark vardı, çocuklar büyümüş bisikletlenmişti. Tam bir ay boyunca arabanın anahtarına dahi dokunmadım. Yürüdük, bisiklete bindik, yüzdük. Öyle sıkı bir yüzücü veya bisikletçi değilim, hepsi sosyal. Bir ay sonra eve bir döndük, tam on (10!) kilo vermişim. Anladım ki dostlar benim olayım hareket etmek.

Anlamakla bitiyor mu peki? 



Yok, elbette bitmiyor, hareket edemiyorum. Nereye koysanız orada kalıyorum. Hep bir uyku halim var. Hep bir yarına öteleme halleri. Diyeceğim şu, olay hangi kiloda olduğumuzdan çok, özgürlükle ilgili. Hareket etmedikçe hareket etme özgürlüğümüz kısıtlanıyor. Vücut olduğu yerde kalıyor. Kendimi “hadi”ledikçe daha güzel bahaneler bulmaya başladım; uykusuzluk, işe gitme gereği, okunması gereken kitaplar, merak edilen tv programları, artık aklınıza ne gelirse.

martılar

Ve bu sabah kızları servise bıraktım, iki adım yürüyüp köşedeki simitçiden sabah simitlerimizi aldım. Hava o kadar güzeldi ki, bahar öylesine geldiğini hissettiriyordu ki, mimoza kokularıyla öyle bir hadi diyordu ki; “Tamam” dedim. Afiyetle simidimi yedim ve attım kendimi sahile. Şaşkınbakkal’a kadar uzandım. Git – gel yedi kilometre. Öncelikle bin kere şükürler olsun ki böylesi güzel bir yerde yaşıyoruz. Bin kere şükürler olsun ki bahanelerden başka yapmamak için sebebimiz yok. Bin kere şükürler olsun ki zaman zaman da olsa bunun değerini fark ediyorum.

caddebostansahilŞimdi, bugün burada sizlerinde huzurunuzda kendime bir söz veriyorum, bir ay boyunca haftada beş gün deneyeceğim. Dört duvar arası insanı olmaktan hiç hoşlanmadığımı biliyorum. Bakalım şu paçama sırnaşık bir kedi gibi yapışmış olan uyuşukluğumdan kaçmayı başarabilecek miyim? Kış uykusundan uyanabilecek miyim? Bakalım bu enerji beraberinde bana başka neler getirecek? Tenime, ruhuma, saçlarıma dokunan güneş, rüzgâr, kuş sesleri ve iyot kokusu asıl ait olduğum yerin, doğanın huzurunu verecek mi? Bakalım. 

Bu sabahtan bir kaç fotoğrafta ekliyorum, hızlı hızlı yürürken ancak bu kadar oldu. Umarım size de biraz deniz havasını hissettirmiş olurum.
caddebostansahil


Sevgiyle kalın,

Nazlı Ayça Özkarahan

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder