18 Mayıs 2017 Perşembe

Ya İnsanlığımı Kaybedersem?


Son bir aydır değişik bir zaman diliminde yaşıyorum sanki. Birden hayat ters düz oldu, kabus insanlarla karşılaşmaya başladım. Öğrenme sürecimin, tekamülümün bir parçası olarak yaşadığım her bir olayı yazmam, yazarken başka bir gözle tekrar yaşamam gerektiğine karar verdim.  Üst üste binen bir çok olay içinde beni direk hedef almamasına rağmen bir o kadar derinden inciten bir şey yaşadım dün.
Evimizin önündeki marketten çıktım, hemen köşedeki kahveciye gidip iki paket kahve alacak oradan eve geçecektim. Evde kendimle başbaşa kalmaya ihtiyaç duyduğum, kendimi özlediğim bir zamanda olduğum için biraz da acele ediyordum.
Yolumun üzerindeki bankanın giriş kısmındaki çimlere oturmuş bir kız ağlıyordu. Yaşını tahmin etmem gerekse en fazla on yedi yirmi arası derdim. Kız elinde telefonu etrafına bakarak ağlıyordu. Iki kız evlat sahibi bir anne olarak yanına yaklaşmak istedim ama bir yandan da çekinip belli bir mesafede durdum. Bir amca gelerek “neyin var kızım?“ diye sordu.

”Otobüste bana tecavüz ettiler!“ dedi, hıçkırarak.

Amca bana döndü, deli der gibi “otobüste tecavüz diyor” dedi ve her gün duyduğu bir cümleymiş gibi gitti. Çiçekçi Hasret'le gözgöze geldik, telefonunda biriyle konuşuyordu. Ona baktım ne yapsam diye, omzunu silkti, bize ne der gibi.
O sırada kıza kısık ve korkak bir sesle, “bir şeye ihtiyacın var mı?” diye sordum. Duyup duymadığından bile emin olamadım. O da elindeki telefonda biriyle konuştu ve birden ayağa kalktı, elindeki heybeye sarılarak, ağlaya ağlaya ışıklara yürüdü, bekledi. Aramızda koca bir boşluk, koca karanlık bir çukurla bekledik.
Aklımda bin bir olasılık... Elimi uzatsam omzuna koysam, ya hastaysa?
Ya bu bir numaraysa? Ya hadi abla beni eve götür derse, ve kuytuda bana birileri saldırırsa, ya kızlarıma geri dönemezsem. Ya şizofrense? 
Ya gerçekse, benim, ablamın, dostlarımın çocuklarımız,  tanıdığım tanımadığım bir çok çocuk bu duruma düşerse… Ve herkes benim gibi sessiz kalırsa. Bu kızda hala bir çocuk değil mi?
Karşıdan karşıya geçtik, kahvecinin önünde durdum, gözlerimle kızı takip ettim. Yolun sonuna doğru bir apartmanın bahçesine girdi, gözden kayboldu.

Orada öylece kaldım. 

Ya eve girdiğinde bu yalnızlığı sebebiyle intihar ederse? Ya kimse elinden tutmadı diye hiç ama hiç kendine gelemezse? Ya acil tibbi bir yardıma ihtiyacı varsa.
Ya ben onca insandan biri olarak bunu sadece izlediysem. Bu talihsizliğin içinde talihsiz bir rol oynadıysam. Son dört haftada çok farklı hikayelerin içinde buldum kendimi. Gördüm ki çok güzel olmak, çok çalışkan olmak, çok iyi okulları bitirmek insanı insan yapmıyor.
İnsan olmadan nasıl ne kadar mutlu olunursa öyle yaşıyor halkımızın bir kısmı. Bencillik beceri sayılmış bir hayatın içinde akıp gidiyoruz.

Tüm bunları düşünürken kalabalığın içinde küçücük bir nokta olarak insanlığımı kaybetmemeye niyet ediyorum… ve bunu sizinle paylaşmak istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder